Narek Barseghyan için resim, biçimsel bir temsilden ziyade bir “sanatsal belgeleme” yöntemidir. 1993 yılında Erivan’da doğan Barseghyan’ın bir görsel sanatçı olarak izlediği yol, Sovyet sonrası Ermenistan’ın değişen manzaralarına derinlemesine kök salmıştır. Panos Terlemezian Koleji ve Erivan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki ilk eğitimi ona klasik bir temel sağlamış olsa da çalışmaları tutarlı bir şekilde bu sınırları zorlamış; çevresindeki dünyayla ham ve daha dolaysız bir yankı uyandırmanın yollarını aramıştır.
Barseghyan’ın pratiği, çevrelerin barındırdığı “konuşulmamış” hikâyelere karşı gösterdiği keskin bir duyarlılıkla tanımlanır. İster 90’ların Ermeni pop kültürünün aşırı stilize edilmiş estetiğini, ister Erivan sokak hayatının pürüzlü dokularını, isterse sınır topluluklarındaki yaşamın hassas ve çoğu zaman gergin gerçekliğini araştırıyor olsun; çalışmaları kişisel kimlik ile kolektif bellek arasında bir köprü görevi görür. Kendisine Cumhurbaşkanlığı Gençlik Ödülü’nü kazandıran 2015 tarihli “Kimlik” serisi, bireylerin kendilerini şekillendiren siyasi ve fiziksel manzaralarda nasıl yol aldıklarına dair kariyer boyu sürecek hayranlığının başlangıcı olmuştur.
Son yıllarda tarzı, hiper-gerçekçilikten daha akışkan ve dışavurumcu bir dile evrilmiştir. Geleneksel perspektifi genellikle bir kenara bırakarak; canlı renkleri, çok dilli metinleri, sim ve maske gibi deneysel malzemeleri bir araya getiren düzleşmiş, kolaj benzeri kompozisyonlara yönelir. Bu yaklaşım, Bacon ve Basquiat gibi ustaların etkilerini çevresinin çağdaş enerjisiyle harmanlayarak modern varoluşun “gürültüsünü ve yalnızlığını” yakalamasına olanak tanır.
Tuvalin ötesinde Barseghyan, TUMO Yaratıcı Teknolojiler Merkezi’nde atölye çalışmaları yürütmüş ve Brüksel’deki Villa Empain gibi prestijli konuk sanatçı programlarına katılmış aktif bir eğitmen ve iş birlikçidir. “Sovyet Geçmişinden Fragmanlar” ve “Sınırda Büyümek” gibi kişisel sergileri aracılığıyla varoluşun dokusuna derinlemesine dalmaya devam ederek, imgelerinin ortaya çıktıkları gerçeklikle ayrılmaz bir bağ içinde kalmasını sağlar. Sanatçı, yaşamını ve çalışmalarını sanatçı, vatandaş ve toprak arasındaki sınırları sorgulamaya devam ettiği Erivan’da sürdürmektedir.
