Tigran Tsitoghdzyan

Biyografi:
1976 Erivan, Ermenistan’da dodu
1993-1999 Erivan Güzel Sanatlar Akademisi, Ermenistan
1999-2002 ECAV, Ecole Cantonale du Valais, Sion, sviçre
2002 Kamusal Alanda Sanat Master’ (MAPS)
New York, ABD’de yayor ve çalyor

Kiisel ve Grup Sergileri:
2018 Tigran Tsitoghdzyan – Uncanny (Tigran Tsitoghdzyan – Tekinsiz), Allouche Gallery, New York, ABD
2018 Seattle Sanat Fuar 2018, Sponder Gallery ile, Seattle, ABD
2018 Art Aspen 2018, Sponder Gallery ile, Georgia, ABD
2018 Market Art + Design 2018, Sponder Gallery ile, New York, ABD
2017 The Winter 2017 Show, Impact Art Gallery, New York, ABD
2017 FACES (YÜZLER), J+, New York, ABD
2017 Places Faces Spaces (Yerler Yüzler Mekanlar), Ararat Gallery ile, Glendale, ABD
2017 Contemporary stanbul Sanat Fuar, Galeri 77 ile, stanbul, Türkiye
2017 LA Art Show, Roots (Kökler) Bölümü, Ararat Gallery ile, Los Angeles, ABD
2016 Scope Miami, Vogelsang Gallery ile, Miami, ABD
2016 Palm Beach Modern + Contemporary Sanat Fuar, Arcature Fine Art ile, Palm Beach, Florida, ABD
2016 Art Miami, Arcature Fine Art ile, Miami, Florida, ABD
2016 Art Basel Miami, Bel-Air Fine Art Gallery ile, Miami, ABD
2016 Contemporary stanbul Sanat Fuar, Galeri 77 ile, stanbul, Türkiye
2016 Beyrut Sanat Fuar, Bel-Air Fine Art Gallery ile, Beyrut, Lübnan
2016 Le Gray-Beyrut Çada Sanat Gösterisi, Bel-Air Fine Art Gallery ile, Beyrut, Lübnan
2016 Vogelsang Gallery, Brüksel, Belçika
2016 Art Wynwood, Vogelsang Gallery ile, Miami, ABD
2015 Scope Miami, Vogelsang Gallery ile, Miami, ABD
2015 Contemporary stanbul Sanat Fuar, Vogelsang Gallery ile, stanbul, Türkiye
2015 Palm Beach Modern + Contemporary Sanat Fuar, Arcature Fine Art ile, Palm Beach, Florida, ABD
2015 Roots (Kökler), Bel-Air Fine Art Gallery, Cenova, sviçre
2015 Tigran Tsitoghdzyan: Mirrors (Aynalar), Eagle Gallery, Cafesjian Sanat Merkezi, Erivan, Ermenistan
2014 Solo show, Art Basel Miami, Florida, ABD
2014 Lower Gallery, Phillips Müzayede Evi, New York, ABD
2014 Gallery Valentine, New York, ABD
2014 DAVIS&CO Fine Art Gallery, Teksas, ABD
2013 Mirrors (Aynalar), Arcature Fine Art, Palm Beach, Florida, ABD
2013 Art Southampton, Gallery Valentine ile, New York, ABD
2013 Millennium (Milenyum), Valette Foundation, Conthey, sviçre
2012 Solo Show, Art Basel Miami, Florida, ABD
2011 Destockage (Destokaj), Katz Contemporary, Zurich, sviçre
2011 Painting Stories (Hikayeler Resmetmek), 50-1 Gallery, Limassol, Cyprus
2007 Armenian Landscapes (Ermeni Manzaralar), EWZ – Unterwerk Selnau Kultur und Eventhaus, Zürih, sviçre
2007 Tigran Tsitoghdzyan – Serabai, Centre Culturel de la Vidondée, Riddes, sviçre
2006 Hyperrealismus: Personal Exhibition (Hyperrealismus: Kiisel Sergi), Artefiz Kunsthalle, Zürih, sviçre
2005 Forum d’Art Contemporain, Sierre, sviçre
2004 GordArt Gallery, Johannesburg, Güney Afrika
2003 Gallery of the Contemporary Art “Fabienne B.”, Sion, sviçre
2002 Ermeni Kilisesi Sergi Salonu, Cenova, sviçre
2001 Underground Art Gallery, Dijon, Fransa
1999 Uluslararas Müzik Festivali çerçevesinde, Verbier, sviçre
1997 Tumanyan Müzesi, Erivan, Ermenistan
1995 Büyük Ermeni Filarmoni Salonu, Erivan, Ermenistan
1994 Deneysel Sanat Merkezi, Erivan, Ermenistan
1993 Ermeni Kültürel likiler Cemiyeti Sergi Salonu, Erivan, Ermenistan
1991 Ermeni Kilisesi Sergi Salonu, New York, ABD
1990 Büyük Ermeni Filarmoni Salonu, Erivan, Ermenistan
1990 Davos, sviçre
1990 Gençlik Saray, Moskova, Rusya
1989 Gaza Kültür Saray, Saint-Petersburg, Rusya
1988 spanyol ehirlerinde Ermeni Sanatçlar Sergisi
1987 ABD ehirlerinde SSCB Kültürel ve Endüstriyel Sergisi
1987 Çocuk Sanat Müzesi, Erivan, Ermenistan

Görsel sanatç Tigran Tsigtoghdzyan, New York’ta yayor. Ermenistan’n Erivan ehrinde, 1976’da dodu. 1986’da, henüz on yandayken, Tigran’n yüzün üzerinde çocukluk resmi Henrik Iguityan tarafndan Ermenistan’da bir kiisel sergide sergilenilmesi için seçilmitir. Bu sergi daha sonra ABD, Rusya, Japonya ve spanya gibi ülkelere de ulamtr.

On yl sonra Tigran, önce Avrupa’ya ve son olarak 2009’da ABD’nin New York ehrine yerleti. O zamandan beri yeni ileri, teknii ve imgeleri hem sanat kalitesini; hem de uluslararas sanat dünyasnda büyüyen tnsyla cesur, ilgi çekici, kiisel davurumunu kapsayan harikulade bir trman yaamaktadr.

Günümüzde ilerinin çou özel koleksiyonlarda, galerilerde ve müzelerde bulunmaktadr.


Yorumlar:
      Tigran Tsitoghdzyan’n “Aynalar” – büyük, çarpc portreler, izleyiciyi cephelemeye sürükleyecek kadar geni ve sanki bir fotorafn negatifi gibi siyah-beyazlar, yaamn tüm renkleri melankolinin yer alt dünyasndaymçasna esrarengiz bir ekilde silinmi. Ancak bu ilerden ne anlam çkartmalyz? aheser olduklar kesin, bu doru, ama kadn modelin güzelliinde allmn dnda bir kasvet var. Ne kadar görgül olarak itinal ve srarl bir ekilde betimleyici bu uygulamadaki ustalk dikkat çekse de, kadnn görünüünde bilhassa bir gerçekdlk var. Yüzünü saklayan ama delici gözlerinin sanki büyülü bir ekilde ardn görmesine izin veren elleri kadnn hayali olduunu ima ediyor. Belli belirsizce effaf ve opak bu eller sanatçnn kadn “ele alndaki” duygu karmaasn bizlere aktaryor.
      Tigran’n resimlerindeki görkem, aslnda kadnn bir görkem delüzyonu olduunu ima ediyor – yani sanatçnn kadnn görkemine aldanm olmasn ve kadn günlük gerçeklikte olabileceinden çok daha görkemli ve gizemli hale getirmesini. Sanatç kadn mitik sonsuz diil, yani diilik gizeminin vücut bulmu haline getirmek amacyla daha gizemli klyor ve bununla bir gerçeküstülüe ulayor: hem hayali bir varlk hem de belirli bir kii – resimdeki kadn Tigran’n aslnda fotorafçlar için poz veren profesyonel bir model olan ei. Tigran portrelerine bir fotorafla balyor – günümüzde bu teknik eskizlerin yerini alm durumda – ve bittiinde ortaya çkan portre fotorafa benzer ama zarif bir resmin farkllk yaratan dokunularna sahip bir eser oluyor. Dikkatle ina edilmi renk gölgeleriyle alelade bir fotorafta eksik olan duygusal incelii kazanyor. Tigran’n portreleri fotorafta çok ender olarak görebileceimiz kadar üzerinde düünmeye, derinden bir tefekküre davet ediyor. Bunun, her portresinin ne kadar ar bir içilikle yaplm da olsa bir “asli delüzyon, yani anlk bir tecrübe olarak ortaya çkan, birdenbire var olmu, dardan veya tarafsz bir sebep ya da açklamas olmayan, ancak güçlü bir inanç hissi uyandran” nitelikte olduundan kaynaklandn düünüyorum. Birdenbire, akldan çkmayacak bir kadn sureti bilinçsizliin derinliklerinden frlyor ve bilinç tarafndan da etkisi arttrlyor. Tigran’n kadn sureti her zaman ötede, ne kadar yakn ve çarpc da olsa muazzam bir uzaklkta aslnda ve bu korkutucu derecedeki muazzamlyla sembolize ediliyor. nsan olduu yere çivileyen, sapknca derecede yüce bu görüntüyü izleyici sadece bir aynadan görmeye cesaret edebiliyor – belli belirsiz görmek diyebiliriz buna – sanki baklar yüzünden taa dönümemek için Perseus’un Medusa’nn yüzünü kalkanndaki yansmasndan görmesi gibi.
      Dostoyevski, portre betimlemesiyle ilgili unu yazmt: “Ressam, modelin ressamn kendisine en çok benzedii an yakalamak ister. Portre ressamnn yeteneinin altnda yatan neden, bu an yakalayp brakmama kabiliyetindedir.” Peki bu özel an, algnn “gebelik an” diye tabir edilen bu allmadk mahremiyet an ne zaman gerçekleir? Portre ressam ne zaman dii Dier’in kendine en çok benzedii an, yani duygusal gerçeklikte ressamdan ayrlmaz bir ekilde ressamn temsili geldiini, hatta öyle ki bir harici bir obje yerine dahili bir ey haline dönütüünü hissedebilir – hayal edebilir? Psikoanalist Heinz Kohut’un yaam için en az oksijen kadar gerekli olan kendilik nesnesi diye tabir ettii eye model ne zaman kiilik verir?
      Tigran’da bence bu an modelin yüzünü simetrik olarak ikiye bölmeye karar verdii anda geliiyor. Böylece hem modelin güzelliinin sebebi olan ahenge atfta bulunup, hem de filozof Francis Bacon’n “proporsiyonunda herhangi bir gariplik olmayan mükemmel bir güzellik yoktur” sözünü onaylyor. Kadnn gerçek yüzünün bölünmesi ii garip ve gerçekd, hatta sürreel derecede tuhaf klyor – bu ani absürtlük André Breton’un iyi bir sürrealist resmi belli eden eyin “ani absürtlüü” olduu fikrine bir atf gibi (Tigran’n erken dönem ileri apaçk sürrealist ilerdi; “Ayna” resimleri ise daha kurnazca – hatta sinsice sürrealist). Suret ayn anda hem hayali ve tekinsiz, yabanc ve tehditkâr bir hal alrken, ayn zamanda tpk kadnn ellerinin örtüsünün ardndan baklar frlatt gözleri gibi daha büyüleyici, neredeyse hipnotik bir ekilde kendine çeken bir karakter kazanyor. kiye bölünmü yüzü tamirin ötesinde hasar görmü ama ayn zamanda bir salam bir bütün gibi. Tpk bir sihirbazn güzel asistannn berrak vücudunu siyah bir kutuya koyup sonra kutuyu ikiye bölerek kz öldürdüü hissini vermesi, ancak daha sonra kutular birletirip kz zarar görmemi bir ekilde kutudan çkartmas gibi – bu noktada hepimiz yaadmz okun ardndan rahat bir nefes alyoruz – Tigran da güzel asistannn berrak yüzünü resminin siyah kutusuna koyup yüzünü ikiye kesiyor ve sonra iki parçay birletiriyor; bu sayede her eyin bir hile, bir ilüzyon olduunu gösteriyor.
      Ama Tigran’n bu bölme numaras sihirbazn numarasndan daha ykc, çünkü kadnn güzelliini mahvediyor. Tekrar tekrar, takntl bir sklkla, Tigran kadnn yüzünü ikiye kesilmi olarak gösterip güzelliini bozuyor: bu onun için elenceli bir sihir numaras deil, bir saldrganlk eylemi. Kesik ayn zamanda kadnn kusurlu olduunu da ima eder gibi; güzelliin o bilinen gariplii zaten kendi bana kalc bir kusur. Bir depremde aniden yarlan yer gibi aça çkabilecek beklenmedik bir hata var kadnda. Her an dalabilecek gibi gözüküyor – Tigran’a en çok benzedii anda, artk kadn Dier deilken; ancak Dier kadn kalyor. Tigran’n sanatnn aynas tehditkâr bir içsel objeye dönütürüyor onu. Tigran kendini kadndan ayramyor, ne kadar resmederek bunun için urasa da. Ne kadar absürt görünüü allmn dnda bir tavr verse dahi, kadn temsili onu ancak yarm yamalak dsallatrabiliyor, bu da sanatçnn aklndaki hakimiyetini kantlyor. Tigran onu atmaya çalsa da, sanatçya grotesk çifteliiyle hakim olmu gibi.
      Bazen Tigran kadnn saçlarn tamamen yok ediyor, baz zamanlar da kafasna yaptryor; bu da figür ne kadar canl olsa da eklen bir kurukafa benzerlii veriyor. Bir eserde ban masada duran sol koluna yaslam duruyor, duruundaki hüznü younlatrr bir ekilde aynadaki yansmasn görebiliyoruz. Yine benzer bir eserde kadn yukardan ve arkadan görüyoruz, berrak kafas ve elleri, aynay andracak ekilde düz siyah bir masann üzerinde. En dikkat çeken ilerden birinde – dahice seviyede alegorik bir diptikte – Tigran kadnn vücudunu ikiye bölüyor. Hastalkl derecede karanlk alt ksmda elleri ve ayaklar cinsel çekiciliine ve erotik younluuna vurgu yaparcasna ojeli bir ekilde ölü aaçlardan kara bir yuman içinde duruyor. Bu da Dante’nin ömrünün yarsnda birden kendini bulduu kara orman hatrlatyor. Dante’nin önünde, Tigran’n modelini donatt umutsuzluu ima edercesine, cehenneme açlan “buraya giren tüm umutlarn kapda braksn” yaztl bir geçit vard. Ama tpk dierleri gibi gerçeküstü bir ekilde soyut olan ellerinin ve ayaklarnn simetrik düzenlemesiyle üst ksm, özellikle de üstünü örten transparan bulutlar sayesinde modelin cennetten gelen bir “rüya kadn” olduunu söyler gibi. Görünmez ba göün üzerinde ve dokunulamaz – sanki bir tanrça gibi, ne kadar topraa bassa ve “topraks” olsa da. Acaba alt ksmda gördüümüz orman yakp harabeye çeviren kadnn vücudundan çkan k m? Tigran bir kez daha bölünmü bilincine, kadnn bölünmü görüntüsüyle atfta bulunuyor. Bulutlar da kaln bir alt tabaka ve ince bir üst tabakaya ayrlm durumda: Tigran’n portrelerinin hepsinde ztlk hâkim. Bir baka portrede ise kadnn sadece çatal ve bçak tutan ellerini görüyoruz; acy “kesmeyi” anmsatan bir haç oluturuyorlar. Ayn zamanda tabaktan yaylan k ve kavisli ekli bir hareyi sembolize ediyor, her ne kadar bozuk olsa da. Tigran kayp ak ve metrukiyet hissiyle gelen boluk havasn yanstmakta bir usta.
      Tigran’n portrelerinin umutsuzluk ve kendine yabanclamayla birlikte, bunun getirdii Dier’den kaynaklanan garabet hissiyle alakal olduunu düünüyorum. Bu umutsuzluk hissinin en açk olduu ve en bariz bir ekilde nakledildii eseri ise yal bir Ermeni kadnn elleriyle yüzünü saklad eser. Kadn kendini tanyamyor ve yansmasn aynada görmek istemiyor gibi görünüyor, çünkü aynaya bakmak umutsuzluunu daha da arttracak – hatta iki katna çkartacak. Siyah elbisesinde yar cennetsi yar eytans rüya kzn portresindeki aaç ve çal yuman anmsatan beyaz çubuklar var. Tigran da bir Ermeni, garip Amerika diyarna yabanc biri, küçük bir ülkeden gelip koca New York ehrine yerleen biri. Acaba “ne kadar büyük o kadar iyi” diye adlandrabileceimiz Amerikan fikri mi onu bu kadar büyük portreler yapmaya itti? Belki de bu, kalbinin büyüklüünü yanstyor – gerçekçiliinin yürekten younluunu – ve yal bir Ermeni kadnn mutsuz, ac dolu çilesinin yürekten younluunu. Bir anne figürü gibi – özellikle de çekici genç modele göre – ve Tigran kendini onun yerine koyuyor, hem Ermenistan anavatannn bir sembolü olarak hem de çaresizce ac çeken bir insan olarak. Yaam kadnda kapanmayacak yaralar açm, tpk Tigran’da olduu gibi. Bu yal kadn betimlemesinde, genç güzel kadna olan takntsndaki çile hissi daha da aça çkyor. Tüm portleler aslnda Tigran’la ilgiliymi, tpk Dostoyevski’nin dedii gibi. Genç modelin güzellii aslnda çilesini kapatmak için bir maske ve Tigran yal kadnda – ki belki de bu genç çekici kadnn artk Tigran’n kendisini resmetmedii, kendiyle beraber olmad hali – bu maskeyi çkartyor artk. “Güzelliin proporsiyondaki tuhaflk” – Tigran tarafndan cerrahi bir özenle ikiye bölünerek ölümcül bir darbe vurulup bozulan güzellikte vurgulanan, hatta abartlan bir tuhaflk – dahili bir çilenin iareti gibi. Güzelliin cazibesinin bir yalan olduunu ayan beyan ortaya seriyor. Güzellik, asla ilk bakta gözüktüü gibi “mükemmel” ya da harikulade olmaz. Tigran’n portreleri, soukkanl gerçekçilik ve varolusal gerçekçilik diye tabir edilen kavramlarn senteziyle ustaca yaratlm eserler ve bu sebeple bilimsel olarak objektif ve samimi bir ekilde hümanist. Estetik olarak sonsuz diiliin enigmasn yanstyor ve ayn zamanda kadn parçalara ayrp içine nüfuz etmesinden kaynaklanan bir anlay da gösteriyor. Gerçekten de, kadn kemiklerine kadar yontuyor Tigran, kadnn tekerrür eden kemikli ellerinde görebileceimiz gibi.

“Tigran Tsitoghdzyan’n Gerçekçilii”, Donald Kuspit, Sanat Eletirmeni ve air

***
Sanatta Post-kritik Çamz
Artur Balder’dan bir Manifesto

      Estetikte sanat eseri kavram yllar yl birçok ekilde kullanld ve suistimal edildi ve bu da bizi günümüzde çada sanat dünyasnn kafa karkl ve çökmü bir belirsizlikle dolu haline ulatrd. David Roberts, “sahneyi tüm estetik formlarn bütünletii bir alan olarak yeniden kefettiini” söylerken Richard Wagner’den alnt yapyordu. Bu bütünleme hissi, günümüzde dünyann en güçlü sanat hareketlerinden birini, bireyin ann ve sanatn yaygn gerileyiinin ötesinde bir estetik aramann arayna itti: oyunculuk, edebiyat, iir, mimari, heykel ve tabii ki resim, bir post-kritik sanat ça için birlemi durumda. Wagner’in temelini att ey, sanatn ölümü tehlikesi altndaki yaratma çabamz ve sorumluluumuzda vücut bulmu durumda. Bu gerçek, geçtiimiz yüzyl boyunca estetik teori eletirmenlerinin gözünden kaçmad elbette. Hatta yakn yllarda Donald Kuspit’in “Yeni Eski Ustalar” diye adlandrd olguyla beraber hz kazanm durumda: sadece ünlü olmayan büyük sanatçlar, ükürler olsun ki 20. Yüzyl’n sonlarnn getirdii yüzeysel davranlardan itfa edilmi yaratmsal bir bireysellikle hareket ediyorlar ve 2. Büyük Gelenek’i kurtarma benziyorlar (hatta “Büyük Gelenei Düzeltmek” makalesi çada olaylar analiz ederken kullanlabilecek en önemli koullar anlatmakta). Estetisyen Theodor Adorno’nun dedii gibi, modern sanatn – ve bildiimiz kadaryla kendisi bu olgunun bir hayran ve savunucusu idi – iddias “daha önce hiç gerçeklememi eyi dilemektir, ama... geçmiin gölgesi her eyin üstüne düer”.
      Bu balamda, Tigran Tsitoghdzyan izleyicinin görsel algsna hitap ederken insan bilincini aan bir meditasyon haline koullanm bir perspektif kullanyor. Sanki dünya vuku bulmu ya da göçüp gitmi gibi; bu da “Yeni Eski Ustalar” ya da “Post-kritik Ça” diye tabir ettiimiz olgulara tayor bizi. lk bakta imgelemleri, sanki sanatçnn donmu bir kareyi durdurduu fotoraflanm bir evrene atfta bulunuyor; aldatc fakat çekici, güçlü bir varla sahip ama bunun yannda da bitmek bilmez bir çalmann ürünü. Yine de, bu ilk intiba, birçoklarnn da bana geldii gibi, tamamen yüzeysel. Canllktan uzak eser, renk tonlarnn dalmnn sürekli bir denge araynda olduu bir düzenleme planna tepki veriyor. Bu noktada Greenberg’den alnt yapacak olursam, “tpk on ikilik ses düzeni müzisyeni gibi “her yönde” ressam da iini, bütünlük emas her bir balant noktasnda tekrarlanan sk bir a haline getirene kadar örer.” Ama bu balamda, “a” “düzen”in bir tanmdr. Gölgelerin kapsam resmin yüzeyinde aheste bir oyun gibi; k gölge (chiaroscuro) kurallarn kat bir çift tonlu uygulama kullanarak daha basit bir hale dönütüren ressam, bununla izleyicinin sanatn temel hususlarna odaklanmasn salamay amaçlyor: kompozisyon, açk bir davurum ve en önemlisi, bellek. “Modernlikten kastm ksa ömürlü, kaçak, tesadüfi eyler,” diye yazmt Baudelaire, bellein “sonsuz ve deimez” anlamna geldiini söylerken.
      Burada bir an durup sanatçnn geçmiini incelemekte fayda var. Ermenistan’n sanat tarihi ve dini etkisi, sanatçnn ilerini incelerken açkça görülebiliyor. Bu, sanatçnn kaçamad, aksine tekrar tanmlanan ve aça çkan koordinatlarn oluturduu kültürel bir takmyldz gibi. Ermeni din gelenei, sanatçnn ruhani ve estetik yaratclk duruunun filtresinden geçiyor. Örnein, ayn zamanda kutsal gelenein klasik nakaratlarndan biri durumundaki en temel ve ilkel insan bann vizyonu olan anne ve çocuk arasndaki ban; farkllklar ve çeitli yan anlamlarla dolu bir söylev için odak nokta haline dönümesi olabildiince kiisel olsa da tesadüfi deil.
      Erivan’da, yani Tsitoghdzyan’n doduu ehirdeki Meryem Ana tasvirlerinin; örnein ayn ismi tayan kilisedeki Spitakavor eseri ya da Aziz Paul ve Peter Kilisesi sembolleri veya Odzun’daki kadim Meryem Ana eserinin Tigran gibi bir sanatçnn gelime yllarnda gözünden kaçmad açk (Hz. sa’nn Doumu Kilisesi Meryem Ana’y gülerken tasvir eden tek ikon). Bu iler çocuk deha Tsitoghdzyan’n dikkatinden kaçmam.    Ve bu noktada kutsaln toplumda güvenli bir yeri vard, kültür tarihçisi Daniel Bell’in “bir gizem olarak kalan ama akln alabilecei eyler ve çevresindeki auray oluturan akln alamayaca eylerden oluan hayret ve huu alan” olarak tabir ettii gibi, geri kalan her ey her ne kadar profan olsa da.
      Tigran Tsitoghdzyan’dan bahsedecek olursak; bu dini tecrübe erken yata gösterdii ustalkla el ele veriyor, erken ve verimli ilerini incelediimiz zaman ister istemez Mozart’ anmsyoruz. Teknii, ustal ve renk teorisini anlayndaki hzl geliim; bize yetikinlie erdiinde yolunu kaybetmemi ve kendine kymetli ve dahice bir kimlik bulmu genç bir dehann portresini çiziyor adeta.
      Baudelaire’in çocuklarn “yüksek hayalperestlik gücü” fikri ile Kandinsky’nin de “çocuk eserlerini yetikin eserlerinden çok daha yüksek bir noktaya koyan bilinçsiz, muazzam güç” fikriyle de örtüüyor, zira kendisine göre “sanatç tüm yaam boyunca çocukla birçok benzerlik tar”. Buna Nietzsche’nin “sahici insanlarn içinde oynamak isteyen bir çocuk saklanr” sözünü de ekleyebiliriz.
      Ancak, yine de müzik gibi bir alanda daha sk rastlayabileceimiz çocuk dahi olma olgusunu anlayabilmek için, bunu resim alannda gerçekletiren Tigran’n yaamndan baz anektodlara deinmemiz gerekiyor. Tsitoghdzyan, bir rengin birebir aynsn dier boyalar kullanarak elde edebiliyordu. Bu da, okuduu okullarda önemli sorunlar yaratmt; zira paradoksal olarak Tigran’n bildii her eyi unutmasn istiyorlard ve çocuk dehann ilk hayal krklklarna sebep oldular. Bu bir efsane deil, gerçekti ve o dönemden kalan arkadalar bunu çok net hatrlayabiliyorlar. O çocuk daha sonra insan figürünün sanat ve renk teorisiyle asimilasyonunda bir dehadan daha fazlas olduunu gösterircesine betimlemeler yapmaya devam etti ama ayn zamanda bunlar Jung tarafndan öne sürülen kolektif birincil kimlik arayndaki meditatif, dini akl da gösteriyordu.
      Ve bu da Melanie Klein’n u sözüne balanabilir: “Eer gerçekletirilebilirse entegrasyon, nefreti sevgiyle yattrabilecek bir etkiye sahip olurdu ve bu yolla da yok edici dürtüleri daha güçsüz klard. Böylece ego, sadece kendi varlyla ilgili daha güvende hissetmez, ayn zamanda onun iyi amacnn korunmasyla ilgili de güvende hissederdi. Bu sebepten ötürü entegrasyon eksiklii inanlmaz ac veren bir ey.”
      Gerçeklik hakknda düünme eylemi, sadece kiisel olmayan, ayn zamanda uluslararas alanda kendi diliyle konuabilen ve gitgide teknik icrayla görsel düünceyi daha da büyüleyici bir ekilde harmanlayabilen bir yol çizmeye balad yirmili yalarna kadar Tigran’n kendisini daha güçlü bir kiilikle ifade edebilmesini salad. Bu iki hususta da bireysellik açkt ve ilerinde sk sk ifade buluyordu, ayn zamanda edinimlerini çada seyirciye kendi düünce temalaryla hitap edebilecek ekilde sentezleyebilmesini salyordu. Bu da tpk, örnek verecek olursak Andy Warhol ve Amerikan popart ürekâsnda göremediimiz bir ekilde, Kuspit’in yukardaki yazsndan tekrar alnt yapacak olursak Büyük Gelenek’i yeniden tanmlayp düzelten Meryem Ana’lar ya da Aynalar serisi gibi ilerin domasn salad. Daha detayl bir gözlemden sonra, yenileyip güncelletirdiini, böylece birletirip çürümülükten kurtardn ya da çada izleyiciye pop kültürden kurtulma ans verdiini söyleyebiliriz. Bu kurtulu sanatçnn izleyiciye elence arayan bir çocuk deil, aknlk arayan bir erikin gibi davranmasndan kaynaklanyor. Elence sektörüne tamamen zt olarak, Tsitoghdzyan büyük olaslkla kendi kültüründeki ftri, derin dini tecrübeden kaynaklanan estetik bir kurtulu sunuyor. Bu çökmü sanatn karsndaki kutsal sanat fikri; neyin “sanat eseri” olup neyin olmad ve olsa olsa amaç ve içiliinde de görülebilecei gibi dekoratif sanat olabileceini deklare eden koullar sunan ana varsaymdr. Bu çamzn gerçek ikonoklast duruudur, kitle iletiim araçlar bize ikonoklazm nasl anlatrsa anlatsn – ki bu aslnda skandallardan, sonsuz öhret dedikodularndan ve 21. Yüzylda tüccarlar tarafndan dikkatle yönetilen bir pazarlama operasyonundan baka bir ey deil. Kuspit’in Peter Sloterdijk’ten oldukça doru ekilde alntlad gibi, “çada ‘aydnlanma’ çkmaza girmi durumda, ama bu durum hakknda gerçekçi bir farkndalmz var ve bu bizi bilinçsiz bir ekilde karamsarlatryor”.

Baz alelade referanslar: Ingres, Ossian, Klopstock
      Alman romantik air ve oyun yazar J. C. Friedrich von Schiller, hem toplumlarn, hem de bireylerin ruhani olgunlua erime yolunda üç farkl evreyle karlatklarn dile getirmiti. Tigran’n evrimi bu balamda dier sanatçlardan farkl gözüküyor; hem varoluuna iaret eden olaylardan, hem de o dönemki ilerinden yola çkarak genel anlamda bir çocukluk yaayabildiini söyleyemeyiz. Bu estetik olgunlama, söz konusu erken evredeki romantik resim izlerini hzlca tanmasn salad.
      Zen ve Motosiklet Bakm Sanat’nda, Robert Pirsig kültürü iki farkl paradigmaya ayrr. lki, bilimsel ya da “klasik” olandr, yani objelerin materyal özellikleriyle ilintili olan. Dieri ise “romantik” ya da holistik olandr, tüm “gestalt” gören, estetik nitelikle arasndaki ba fark eden. Tigran’n ileri, tpk dier “Yeni Eski Ustalar” gibi kendini en dengeli noktaya yerletirmesiyle balar. Yarats iki duruu da özetler niteliktedir, sanatn idealini tekrar uzlatrr.
      Örnein, Untitled (simsiz) (1998) resmi birçok yönüyle Ingres’in The Dream of Ossian (Ossian’n Rüyas) eserini andryor. Subjenin yüzünü çevreleyen idealize insanlk, bize arp ve rüyalaryla gezgin ozann etrafnda beliren, iitilemez bir kahramanlkla seslenen atalarnn mermerden yaplma ruhlaryla Ossian’c kahramanlar hatrlatyor. Figürlerin vakarl (Frederick Hartt’n “en yüksek görkem” diye tabir ettii) duruu ise gözlerden kaçmyor.
      Her iki duru da sürreel ama yaklam ikisinde de hem formal, hem de ruhani anlamlar olarak bir benzerlik tayor. Sanatç, benzer bir ekilde kulland k ve uzak gözüken, kaytsz, karl bir soyut idealizasyonla temsil ettii bir grubun bilinçaltyla iletiim halinde. Bu da Klopstock’un proto-romantik dizelerini anmsatr gibi:

Henüz telalanmad barçl kimseler;
Gece lambasnn nda bilge gözlüyor hala; ve necip dostlarn
çtikleri arap takdis edilmi, kokulu çardaklarn korumas altnda
Ruhtan ve dostluktan konuuyorlar, ve tartyorlar sonsuz müddetlerini.

Ayna Serisi, letiim Krizi: Günümüzde Kimliimizi Saklamann mkânszl
      Sanatçnn sergiledii eserlerin tümü, 90’l yllar ve bu yüzyln ba arasndaki zaman; yani vatan Ermenistan’dan ayrld dönemi kapsayan düünce ve izlenimlerini aça çkarma isteini gösteriyor. Ancak bu iler, hüküm süren gerçekliin yansmas, yani bu süreci takip eden dönüümler ve anavatannn yaad deiimlerin bir benzeri.
      Bu süreç 45 farkl tuvale boyanm 700 x 140 cm boyunda büyük bir müray olan “Kalabalk Manzara” adl eseriyle balyor. Tuvaller arasndaki boluklar, bir grid sistemi oluturarak gerçek boyutlu bir insan manzarasn düzenlenmi bir kompozisyona dönütürüyor. Eser; Ermenistan’n ekonomik, politik ve sosyal olarak büyük buhranlar yaad 90’l yllarn ban hatrlatyor. O gerçekliin varolusal boyutlarn aça çkarmaya çalyor ama ayn zamanda bireysel özgürlüün basklanmasyla ilgili görsel bir söylev. Ayn zamanda Ermenistan’n 20. Yüzylda yaad ykc tarihi tecrübe etme, asla unutulmam soykrmn ansn koruma ve hayatta kalp çok uzaklara sirayet edecek deiikliklere doru ilerlemeyle ilgili.
      Yine de Tigran bir yandan kültürel mirasna skca tutunup, bir yandan da dünyadaki kültürel ve entelektüel ilerlemeleri kayt altna tutup toplumun çeitli evrimsel taraflarnn dinamik bir deiimini salamak istiyor.
      “Aynalar” serisinde “özçekimler” kültürü çandaki modern bireysellik ruhuna odaklanyor Tigran. Sosyal medya ve iletiim alarnn müdahil olduu öz vizyonumuza bal fikirlerini sktryor. Bu bak açsndan, internetin görülme ihtiyacmz ve imajmz üzerindeki kontrolü deitirdii açk. “Aynalar” serisi; teknik olarak effaf süperpoze el katmanlarnn birleerek oluturduu surat örten ellerin gizleyemedii bir kimlii gösteren; günümüzde sosyal medyann gücünü ve kurallarn kabul ettiimiz takdirde kimliimizi gizlemenin imkanszlaacan ve hiçbir filtrenin özyaynmmz kontrol edemeyeceini anlatan büyük portrelerden (280 x 200 cm) oluuyor. En son yaplm eser olan “Ayna Metamorfozu” ise bize serinin evrimini gösteriyor. Bu tabloda Tigran daha fazla süperpoze katmanlar kullanarak, süjenin güçlü bir öznel rezonansa sahip yeni bir açdan görülmesini salyor ve kimliin bozulmu, kararsz olabilen bir halini aça çkartyor.
      Bunun arkasnda da yine Ermenistan’n asrlk gelenekleri ve tarihinden gelen “zaman ve nehir” fikri var ve Ermenistan’n perspektifi Tigran’n içinden bakt çok katmanl abidevi tasvir görüünü salyor.

Milenyum Serisi, letiim Krizi: Sübjektif Gözlemci ya da Üçüncül Harici
      “Benim manzaralarm insanlar” diyor Tigran Tsitoghdzyan. “Ben sadece bir gözlemciyim, kabalalkta kaybolup anonim hissetmeyi seviyorum.”
      “Milenyum” serisindeki fotoraflar modern anneliin, kadn ve erkek arasndaki iletiim ve ilikinin mühim bir eletirisi. Sanatç temel insan balarndaki kopmay gözlemleyerek; her ne kadar paradoksal gözükse de iletiimin yaygnlamas ve daha büyük karlkl iletiimi salayan araçlarn yaygnlamas yüzünden azalan iletiimi özetliyor. Bu tam bir yok olma olmasa dahi klan, aile ya da yok edilemez gözüken anneyle çocuk arasndaki en temel insanlk balarnda bir bozunum ya da en azndan azalmayla sonuçlanyor. Orta çadan Rönesans ve ötesine kadar Büyük Gelenek diye tabir ettiimiz akmda annelik, anne ve çocuun ayrlmaz bütünlüü olarak nitelendirilir. Annenin ruhani tefekkürü bu ba genellikle gözlemci, yani sanatç tarafndan insanln bir mucizesi olarak tekrar yaratlr. Bu daha sonra Goethe’nin “sonsuz diillik” kavram olarak akla gelecektir, ancak Tsitoghdzyan’n asl vizyonu; içinden anonim, duyulmaz ve elle tutulamaz verilerin geçtii bir kopukluk ve görünmezlie deiniyor; anne ve oul ayn yer ve zamanda olsa dahi izleyicide sknt uyandrmak için ayrtrlm. Alex Potts’a göre, “Teoride Yunan ideali tamamen bir bütün olarak ve ortalanm gözükmelidir, ahenkle dengelenmi vücut duruu benzer ekilde oluturulmu bir ideal öznelliin modeli olmaldr. Ancak yine de, temsil ettii ideal birlik hayallerini ilk etapta harekete geçiren o derinde yatan skntlardan da izler tamas gerekiyordu. Duygusal gücü benliin “gerçek” boyutlarndan kaynaklanan kayglardan gelse de tezat ve ayrm tarafndan el sürülmemi gibi durmalyd; çünkü aslnda skc olarak da nitelendirilebilecek kusursuzluu ancak ve ancak ideolojik ve zihni gerilimleri tamamen silmemesi kouluyla kompülsif bir ilginin oda olabilirdi.”
      Güçlü kontrast unsurlar renklerde çeitli oyunlar yapyor, mesela Meryem Ana’nn öteki dünyayla iletiiminde kulland elektronik alet siluetleri gibi, bu unsurlar da resmin gerçek anlatsna vurgu yapyor.
      Daimî namevcut anne, bize sadece bir boluk gibi gözükse de anneliini tamamen brakmasndaki hissizlikten anlayabildiimiz üzere kendisi için her ey anlamna gelen ahiretle iletiim halinde. Objelerin yeniden yaplndaki bu renkler tesadüfi deil, görevleri bize en saf insan ilikilerinin arasna girip onlar bozan hatta kran çekici igalcilerin varln göstermek. Tsitoghdzyan bu renk doygunluunu içsel insanlkta neyin yapay ve neyin sonsuz olduuna dikkat çekmek için kullanyor, çünkü buradaki tercihi ayn ekilde zt olarak daha dengeli ve gösterisiz bir renk paletine bal.
      Ancak sanatçnn acs, tonlarn armonisiyle uyumlu; bu nedenle engellenmi tehiri genel denge, ritmik uyum ve idealizasyon eiliminden kaçnabiliyor. “Tüm kayglar travmatik bir duruma tank olma korkusudur, egonun tertibinin heyecan tarafndan boulma ihtimalinin korkusu.”
      Ancak izleyici her ne kadar anne ve çocuk birbirine dokunuyor halde olsa da bu ac dolu boluu görebilir. Bir tarafta kadn, bekleyen uzak sorunlar gözlerken ve dikkati iletiim kehanetleri yayan bir ekrana bakmaktan dalm durumdayken; olu apati haline düüp uzaklara bakakalyor. Ne olduunun farkna varmasa da çocuk için ac çeken izleyici oluyor, erikinlik ça varl, sübjektif olarak bizi erkletiren bir izlemci.
      Bu yüzden, Freud’dan alntlayacak olursak, “hayalgücü, akln [ihtiyat] ve lmllatran tüm denetimlerin [yetikin egosu tarafndan ifa edilir] gücünden kurtulduunda, snrsz bir hakimiyet kazanacak pozisyona gelir”.
      ki Milenyum da üçüncül bir sübjektif gözlemci gizler. Evrensel gözlemci yani objektif gözlemcinin ve genellikle anonim bir ekilde herhangi bir artistik temsille ba kuran izleyicilerin gözleri önünde bu eserler üçüncül bir haricinin varlna güçlü bir ekilde gönderme yapyor. Bu üçüncül harici cinsiyetten kaynaklanan ince bir farkla içimizde yaratlyor, daha dorusu tekrar yaratlyor. Ancak, bu sübjektif gözlemci bu sefer üphe götürmez ekilde erkeksi ve sanatç izleyiciyi kaçnlmaz ekilde erkeksiletiriyor: eserdeki üçgen bir erkekle sonlanyor, görünmez ama hep nazr bir figür, sanatçya ek olarak gerçekleen olgularn fiziksel yaratcs. Baka bir ekilde anlatmak gerekirse, harici olan bu erkek unsuru sadece ii temsil etmiyor, ayn zamanda direkt olarak iin ortak yaratcs, sonradan psikoanalist olan Dadaist Richard Huelsenbeck’in akmn en gözde olduu dönemde öngörülü bir ekilde yazd gibi.
      Annelik, çocuun üstüne koyduu tüm kaçnlmaz sorumluluk yüküyle birlikte bizi yaratl eylemine getiriyor. Yaratl mucizesi üçüncü bölünemez bir unsurla temsil ediliyor, erkek-yaratc, her zaman annelik misyonunun arkaplannda var olan; ayn zamanda da en önemli figür olan, çocua doduu ve büyüdüü ilk yalarnda en yakn olan. Bu kaçnlmaz durum iletiim kopukluunu yalnzca eser sahibinin temsili benlii için gerekli olduu düüncesiyle ortaya çkan modern çan bir sav olarak aça çkarmyor, ayn zamanda sübjektif gözlemcinin açk bir protestosu da var: annelik görevlerinin eksiinden, iletiim bann kopuundan ve sözde kutsal ailenin kurban edilmesinden kaynaklanan erkeksi bir ikâyet bu.
      “The Mask and the Face: The Perception of Physiognomic Likeness in Life and Art” (Maske ve Yüz: Yaamda ve Sanatta Fizyognomik Benzerliin Algs) eserinde E. H. Gombrich, entstantanenin portreler ve “benzerlik sorunu” hakkndaki düüncelerimizi bozduunu söylüyor. Enstantane “tüm dikkati yaam durgun bir halde yakalama paradoksuna, çehrenin oyunlarnn hapsolmu bir anda dondurulmasna çekti”.
      Bu balamda, Tsitoghdzyan’n en çok refere ettii eser Leonardo da Vinci’ye atfedilen “Madonna Litta”dr. Artk görsel oyun fotoraf ve paradoksal olarak bir ressamn tekniinden gelen felsefe arasnda mekik dokumaya balyor.
      Anneliin kuand renkler hem tandk hem de yumuak; bu kombinasyon da dalmn alelade bir temsil olarak yaplmadn gösteriyor. ki eserde de krmz giyilmi ve üstünde gök mavisi bir pelerin var. Dier deiimler aktüel zamanla ilintili. Trajedinin davurumu çok açk: Tsitoghdzyan’n Meryem Ana’s da Vinci’ninkine göre namevcut. Leonardo’daki figür çocua konsantre olmu durumda, bann iki yannda da görebildiimiz dünyann geniliine ramen. Ancak Tigran’da, bir odaya kilitli ve ne bir pencere ne de dary gören baka bir açklk olmamasna ramen, figür sadece bir arac yani son model bir cep telefonuyla gerçekleebilen sanal bir d mekâna konsantre olmu durumda. Bu onu orada olmayan bir dünyaya balayarak; orada olan dünyay ve dolaysyla çocukla olan balantsn feda etmesini salyor. Be yüz yllk tarihten sonra, teknoloji daha iyi bir dünya vaadiyle gelip esasen çok daha fakir bir insan dünyas yaratyor. Hümanizm rüyasnn bedelini en ilkel insancllnn, gelimi bilimsel aygtlarn toplumunda tamamen yok olmasyla ar bir ekilde ödüyor.
      Michelangelo’nun resimleri hakknda yazarken Frederick Hartt “sarholuun srrnn ölümün srrna edeer olduu düünülür” demitir ve buna Mesih’in tpk Bacchus gibi bir “arap tanrs” olduunu eklemitir; her ne kadar açk bir ekilde içki alemlerini tasvip etmese de – belki de bu sarholarn iddet eilimli ve tahrip edici bir hale geldiini bildiindendir bu, tpk Bacchus’un perileri maenadlar gibi. Nietzsche’nin Apollonvari hayalcilii ve Dionysusvari sarholuu Leonardo’nun Meryem Ana’snda bir araya geliyor gibi. Nietzsche’nin dedii gibi, “rüyalarn ve sarholuun ayrk sanat dünyalar arasnda zaman zaman dönemsel uzlamalarla bölünen ebedi bir çekime vardr” ve bu asla bilimin ve ilkel insanclln uzlamasn salamayacak.
      Robert C. Morgan teknolojinin yükseliinin “insanolunun elinden hissettiini hissetme, nesnelere dokunup o ana kadar ne hissediyorsa onu hissetme izzetini çaldn” söyler. Bu izzet hrszl ayn zamanda sanatn algsal anlamn da etkiliyor. Eserin çokça kopyalanmasyla bir nevi imgeye ulam kayboldu ve elbette dokunma hissi, ki bu John Shearman’e göre Manerizm’in “Yüksek Rönesans’n klasik form, uyum ve arballnn zengin tecrübesinden doduu” zamandr.
      ki Milenyum’dan ikincisi en trajik olandr. lk fikrin tekrar burada da var ve annenin yüzünde tavrnn sonuçlar açkça görülebiliyor. Sanatç kla oynayarak bir deri bir kemik kalm bir surat gösteriyor, bu da hapsedilme sürecinin doumda fiziksel bir düü getirdiini ima ediyor, her ne kadar anne tam olarak farknda deilse bile.
      Sonsuzluk hissinden yoksun bir ekilde “ephemerization” kavramndan; yani “...geçici olma fenomeni; yani sanayi sonras toplumun fani, kalmsz ve ksa ömürlü doas”ndan kaçnmak mümkün olmayacaktr. Psikoanalist André Haynal’n yazd gibi “Birey için olaylar önceden sezmek, eylemlerinin sonuçlarn ve özellikle de deerini görebilmek git gide daha zor oluyor”.
      Resim serisi ayn zamanda Shakespearvari bir mantk da içeriyor, dramann izleyicinin tam önünde gerçekletii ve izleyicinin bu kaçnlmaz sonu engelleyebilmek için hiçbir ey yapamamas gibi. Yine burada, sübjektif izleyici, üçüncül harici, yaratc ressam-baba, müdahale gücü olmazsa ne olacan temsil ediyor. Milenyum serisinin son eserindeki gölgelerin arl pesimist ama kaderci bir ruh halinin en derin boyutlarn aça çkartyor. Ancak, bu ite de çocuun masumiyeti dengesiz ve kaytsz bir ekilde devam ediyor. Tigran’n eseri bize dini bir inanç – yani dini varoluu ciddiye alma durumu – olmadan kendimiz hakknda ciddi bir algmz olamayacan gösteriyor.
     “iPray” iinde elektronik aletler sayesinde öteki tarafla temasn aslnda derin iletiimi geniletmek yerine daraltt göndermesiyle bir genelleme varsa, bu Milenyum çalma alannda tamamen sahneye konuluyor. “iPray”den uzaklatmzda drama en kapsaml boyutuyla, tpk büyük annelikte anlatld gibi gözüküyor. Sanatç temsil sorununu en kötü ihtimaliyle ele alyor: dikkat datc iletiimin bozulmas yaratnn, yani olun tüm annelik merkezini deitirebilir.
      Geleneksel sanat Tanr merkezlidir, ne kadar Tanr insancllatrlsa bile ve ne kadar tanrsal olup kutsallkla donansa bile. Bunun aksine, modern sanat ben-merkezcidir ve benlik ölüm söz konusu olduunda Tanr’nn – Aurelius’un dedii gibi, içimizdeki tanrnn – yerini tutamaz.
      Serinin son eseri olan “Balant”da çocuu sonunda sadece elinde cep telefonuyla görüyoruz. Anne tamamen yok olmu durumda ve çocuun kendisiyle iletiimini salayan elindeki elektronik alet olmu. Anne artk çocukla dier Milenyum eserlerinde gördüümüz telefon sayesinde iletiim kurabiliyor. Bu noktada Hartocollis’in sözünü hatrlatmakta fayda var: “Nihai savunma zaman reddetmektir, anda yaamak, ya da ölümden sonra yaama, zamansz sonsuzlua, zamann var olmayaca bir yere inanmaktr”. Bunlarn hepsi “öteki taraf”la ikame ediliyor; sanal yaamn görünmez verilerle ilerleyen Tanrsal iletiimi, dokunma ve hissetme izzetinin fikirlerle yer deitirmesi, elektronik ekranda hayalgücümüzün bir uzants olarak beliren kelimeler ve ikonlarla.
      Dier unsurlar, imdiki zamana olan sadakat gibi, klasik annelik portresine zt olarak sanatç için artk gerekli bir durum deil, kaçlmaz bir gerçeklie hapsolmu durumda, ama söylevinin birincil, temel unsuru deil. Yine de eserlerde bir miktar beklentiden söz etmek mümkün: önsezi, alamet, ama o kadar ince bir ekilde saklanmlar ki sadece alk olanlar görebilir ya da daha bariz ifadelere ihtiyaçlar var.
      Ancak, Dawkins ve Hitchens gibi popüler bilimadamlarnn bizi küçümseyip dinin, sanatn ve felsefenin yanlglarn terk edip sorgusuz sualsiz bilim toteminin ayaklarna kapanmamz için bizi tavlamaya çaltklarn düünecek olursak, toplumumuz büyük olaslkla birçok yönden hastalkl durumda. Tigran’n eserleri son derece sorumluluk sahibi yarat ileri. Kuvvetli tekniinin de ötesinde, bir çökü senaryosu ve ardndan da gerçek sanatta bir kurtulu ihtimali gösteriyor ve bunu post-kritik çamzn bir Yeni Eski Usta’s olarak yapyor. Tpk edebiyatn doann gücünü ve halklarn gerçek görüüne intibak eden kadim ilkel dini yasalarn gücünü yeniden kefedip ortaya koyduu gibi, resim de ayn deerleri kendi perspektifiyle birletiriyor.
      Ancak; alelade bir kavak olmaktan çok, çökü karsnda salam bir irade tepkisi olma amac güden bir yeniden dou sayesinde gerçek sanatn kefi bugün yetikin izleyicilerimiz için mümkün.