Arshak Sarkissian

Arshak Sarkissian 1981 yılında Gyumri, Ermenistan’da sanatçı Ararat Sarkissian’ın da dahil olduğu ailenin mensubu olarak doğdu. 1988 Ermenistan depremi sonrası Erivan’a taşındı. 1998 yılında Erivan, Ermenistan’daki Ulusal Estetik Sanat Merkezi’nden mezun olan Sarkissian, 2001-2002 yıllarında lisans üstü eğitimini Kıbrıs Rum Kesimi, Paphos’ta bulunan Kıbrıs Sanat Okulu’nda tamamladı.

Arshak Sarkissian’ın sanatı çağdaş insanı konu alır; çağdaş insanın etrafını çevreleyen karmaşa ve ihtilafın yanı sıra sanatçının hayal dünyasından yansıyan metafizik özellikleriyle ilgilenir. Dünyanın sadece fiziksel gerçeklikle sınırlanmamış, doğrudan sanat ve edebiyattan etkilenen birçok başka gerçek dünya içeren çoğulcu bir yer olduğunu düşünen sanatçının kendi dünyası ise Güney Amerika’nın Büyülü Gerçekçilik akımının yanı sıra Asya Şamanist geleneklerinden esinlenmektedir. Sarkissian sanatında gündelik hayatın doğaüstü yönlerini sergiler. Sürekli olarak insan kişiliğini çok boyutlu, çok katmanlı yönleriyle keşfeder. Çizimleri öz bilince sahip, sanki psikolojik bir deneyden çıkmış gibi gözüken insan figürleriyle doludur ve bu figürler de kendini keşfetme ve evrim süreçlerinden geçmektedirler. Bu gibi deneyler sonucunda kişilikleri ya canavarsı bir anomali doğuracak ya da fauna ve floranın bir melezi haline gelecektir, ta ki insan ve insanlık dışı hiçbir şekilde ayırt edilemeyecek hale gelene kadar. Arshak Sarkissian’ın çizimleri figüratif olduğu kadar çağdaştır da, ve büyük oranda Rönesans sanatından esinlenilmektedirler – çizime karşı titiz yaklaşımının yanında gerçekçi ve mistik öğelerin sentezi sanatının temelini oluşturur. Karakterleri eksantrik mizaçlara ve egzotik duruşlara sahiptir – ki bu da “kişilik” denen şeyin temel öğesidir – ve bu esnada sanatçının hayvan melezleri her zaman fazladan boyutlar ve ifadeler takınmaktadırlar. Bu karakterler, mitolojileri komplike dünyalar açığa çıkaran yarı insan, yarı hayvan prototiplerle dolu kadim bir diyardan çıkıp gelmektedir, ancak sanatçının çizimleri bu yaratıkları kendi içlerindeki şeytanlarla boğuştukları post-modern, çağdaş dünyada konumlandırır.