Sergey Narazyan

Biyografi:
1970, Erivan, Ermenistan’da doğdu.
1989-1995 Erivan Güzel Sanatlar Devlet Üniversitesi, Ermenistan

Kişisel ve Grup Sergileri:
2015 Uluslararası Sergi, Bonn, Almanya
2011 Views of Modern Armenian Art (Modern Ermenistan Sanatından
Manzaralar)
, grop sergisi, Erivan, Ermenistan
2010 Big in Small (Küçük İçindeki Büyük), grup sergisi, Moskova Uluslararası Sanat Salonu Sanatçılar Merkez Binası (CHA-2010), Moskova, Rusya
2002 Boris Pasternak romanı “Doktor Zhivago” için (Norem Yayıncılık) Kişisel Çizimler, Moskova, Rusya
2001 Espace Pierre Cardin’de kişisel sergi, Paris, Fransa
2000 Grup sergisi, Ermenistan Sanatçılar Birliği, Erivan, Ermenistan
1999 Province Tragedies (Eyalet Trajedileri), kişisel sergi, Ermenistan Sanatçılar Birliği, Erivan, Ermenistan
1999 Graphic Armenia (Grafik Ermenistan), grup sergisi, Ermenistan Sanatçılar Birliği, Erivan, Ermenistan
1995 50th Anniversary of the United Nations (Birleşmiş Milletler’in 50. Yıldönümü), grup sergisi, Ermenistan Sanatçılar Birliği, Erivan, Ermenistan
1994 İlk kişisel sergi, Ermenistan Mimarlar Birliği, Erivan, Ermenistan

1999 ve 2016 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İsviçre ve Rusya gibi birçok ülkede karma sergilerde yer almıştır. Çalışmaları birçok kişisel koleksiyona dahildir.

Sergey Narazyan güzel sanatlarla alakalı ilk eğitimini Ermenistan Mimarlar Birliği’ne bağlı bir çizim stüdyosunda aldı. Sonraki yıllarda, tanınmış sanatçı Ruben Gabriyelyan’a ait stüdyoda resim, çizim ve kompozisyon derslerinin ardından 1989 yılında Erivan Sanat Enstitüsü Figüratif Sanatlar Departmanı, Grafik Sanatlar bölümüne girdi.

İlk kişisel sergisini 1994 yılında Ermenistan Mimarlar Birliği sergi salonunda açan sanatçı, pastel çalışmalarıyla sanat otoritelerinin dikkatini çekti.

1995 yılında Rus yazar Boris Pasternak’ın  “Doktor Jivago” romanı için hazırladığı illüstrasyonlar ile Erivan Sanat Enstitüsü’nden yüksek lisans tezini alan Narazyan, bu eserleri sayesinde Ermenistan Sanatçılar Birliği’ne henüz 24 yaşındayken kabul edildi.

1995 ve 1997 yılları arasında J.Swift’in “Güliver’in Gezileri” romanının tüm bölümlerine ait resimleri tekrar çizdi. Eğlenceli ve dramatik benzetmeleri günlük yaşamla birleştiren Narazyan, Güliver’in yakalanmış bedenindeki büyük toplantıyı ya da bacakları arasında yürüyüşe geçen Lilliput birliklerini, Swift’in aksine bir hayal adasında değil, tanınabilen gerçeklikte resmetti.

Ardından, Narazyan’ın, taşra hayatıyla ilgili iğneleyici, ironik ve bazen muzip gözlemleri samimi bir üslupla yansıttığı tablolarını, “Taşra Trajedileri” ismi altında birleştirdi.

2001 yılında Nazaryan üçüncü kişisel sergisini, Fransa Sanat Akademisi üyesi ve Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi, ünlü modacı Pierre Cardin’in kişisel yardımı ile Paris’te açtı. Sergi, sanatçının temel eserlerinin yanı sıra, illüstrasyon ve resimlerinin de yer aldığı 90 eserden oluştu.

Narazyan’ın, son yıllarda yaptığı çalışmaların birçoğu karşıtlık üzerine kurulu. Yaşam ve ölüm, gençlik ve yaşlılık, güç ve güçsüzlük gibi temaları, farklı figürler aracılığıyla bir fikre dönüştüren sanatçı, bir eserinde, sisli bir havada yüksek dağların arasında küçücük görünen askeri birliklere tepeden baktırarak, gözde büyütülen askerlerin içsel korkularının zayıflığını yani; gücün güçsüzlükle yürümesini gösterir.

Bazen ise durağan insan figürleri kullanarak, yılların yüküyle ağırlaşan vücut duruşlarını, deneyimin bilinciyle yoğrulan bir bakışla pekiştirir. Yaşlanmanın yarattığı tahribatı ve biriken hatıraları, insanla sınırlı tutmayan sanatçı, olgunlaşmış meyveleri ya da “İhtiyarlar” adını verdiği eserinde olduğu gibi bakımsız otların içinde iki eski ahşap kulübeyi resmederken, izleyeni varoluşun evrelerini düşünmeye sevk eder.

Narazyan’ın eserlerinde zemin de anlama büyük katkıda bulunur. Bazen kırışık bir kumaş, bazen dalgalara benzeyen kıvrımlar, bazense doğu kilimlerinin motifleri ve ipekli kumaşlar, hikayenin tamamlayıcı öğeleri olarak öne çıkar. Ölüm temalı bu kilim motifleri, aynı zamanda insanın ebedi yolculuğunun simgesi olarak resmedilir. Bazense sanatçı, motifleri ipek kumaşlarla kesiştirip farklı zaman kesitleri yaratır. “Kırmızı Ruj” adlı eserinde Narazyan, bu zaman dilimlerinin kesişim noktasında, yaşlanmanın bozduğu fiziksel görünümüne inat çiçekli bluz giyen kırmızı rujlu bir kadını resmederek, yeniden yaşam döngüsünü düşünmemizi ister.