Bireysel ve Toplumsal Başkalaşım: Metamorfoz!

Dünya büyük bir hızla değişiyor! Biz insanoğlu için bu değişim ilk başlarda tolere edilebilecek durumdayken, değişimin hızı günümüzde artık ayaklarımızı yerden kesecek bir hızda bizleri dönüşmeye ve başkalaşmaya zorluyor. Yeni jenerasyonlar, yeni iş ve yaşam şekilleri, yeni icatlar, yeni teknolojilerin değiştirdiği şehirler, yeni toplumlar, yeni davranışlar, yeni ahlak ve yeni insan… Her şeyin yeni olduğu bu zaman dilimi bizleri bireyselleştirdikçe yalnızlaştırıyor, yalnızlaştırdıkça yabancılaştırıyor ve gittikçe daha da agresif bir yaşama sürüklerken, beraberinde çok değişken ruh hallerine bürünmeye veya gizli kaçış noktalarımıza sığınmaya mecbur bırakıyor. İşte bu “yeni” bombardımanı altında artık birçok şeyi görmezden gelerek “refah bir hayat yaşama” uğruna hissizleşirken, kimi zaman da bir kaçış alanı olarak rüyalar, hayaller, umutlar ve masallar alemine sığınıyoruz. Bu garip alem; bildiğimiz fizik kurallarının işlemediği, tuhaf ve ironiyle dolu, herkesin başına buyruk davrandığı bireysel bir dünya! Çizgilerin, renklerin, objelerin, zamanın ve hatta yaşamların bildiğimiz hallerinden çıkıp çoğalarak başkalaştığı yeni bir paralel evren…

Galeri 77, Contemporary İstanbul’da sergilenmek üzere yine çok özel bir sergi hazırlıyor. Ağırlıklı olarak dışavurumcu, sürreel, neo-sürreel ve çağdaş eserlerin sergileneceği seçki; günümüz dünyasının değişen şartlarının etkisiyle insanoğlunun yalnızlığı, takıntıları, derin melankolisi ve en nihayetinde ulaştığı bireysel ve toplumsal başkalaşım (metamorfoz) hali üzerine şekillenirken, çözüm için yine kendimize dönmemiz gerektiği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Umut ve umutsuzluk arasında gidip gelen durumları, kimi zaman sert bir dille eleştirirken, ironi ve mizahla yumuşatılmış ve izleyeni hemen içine çeken masalsı diyarların da kapılarını aralıyor. Serginin bir diğer amacı da izleyiciyi bu başkalaşım serüvenine davet ederken, hayatın keşmekeşi içinde durup bir soluk alarak düşünmek ve kendileriyle yüzleşebilme imkânı tanımak!

Özellikle Armén Rotch’un basit, sıradan ve gündelik malzemeleri yeni bir amaç uğruna bir araya getirerek oluşturduğu duru güzellikteki duyusal ve çok katmanlı eserleri şimdiden fuarın dikkat çekenleri arasında yer alıyor. Ayrıca galeri, geçen sene gördüğü büyük ilgi sonrası bu seneki seçkiyle, kâğıt işlerinin yanında tuval üzeri yağlıboya eserlerini de dahil ettiği, “Yeni Eski Ustalar”dan uluslararası yükselen yıldız Tigran Tsitoghdzyan’ın “Ayna / Mirror” serisinden derin manalar yüklü birbirinden ilginç resimlerini de fuar süresince sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Galeri 77, fuara özel bu sergisinde Armén Rotch, Tigran Tsitoghdzyan, Daron Mouradian, Armen Gevorkian, Vahram Davtian ve Sedat Girgin’in eserlerine yer veriyor.

Armén Rotch’tan Tigran Tsitoghdzyan’a Dönüşüm ve Metamorfoz Hikayeleri

Armén Rotch'un en bilinen çalışmaları, basit ve hatta neredeyse minimal desenlerle çay poşetlerinden düzenlenerek yapılmış kolaj ve enstalasyonlarıdır. Başkaları çay poşetlerini yorgun gözlerini dinlendirmek ya da bahçelerinde gübre olarak kullanırken, Rotch çay poşetlerini büyük bir yaratıcılıkla dönüştürerek onlara çarpıcı yeni bir amaç verir. Sanatçı, farklı sürelerde suda bırakılmış çay poşetleri kullanarak bu süreçle enstalasyon parçaları içinde tonsal çeşitlilik yaratan katmanlar oluşmasına imkân sağlar. Burada çay poşetleri hem ana motif (özne) hem de sanatını oluşturan temel teknik malzeme (nesne) olarak kullanılmaktadır. Eserlerinde kullandığı bu özel malzeme sebebiyle sanatın en mütevazı ve zenginlikten yoksun harabe kültür kırıntıları sayılabilecek sıradan ve gündelik materyallerle yapıldığı İtalyan Arte Povera akımının etkileri de hissedilebilir. Bir zamanlar lüks bir ürün olarak görülerek kıtalar arası ticareti yapılan, pek çok ticari yolla Çin'den Avrupa'ya taşınmış çayın tarihi öneminin yanı sıra Rotch için hemen her kültürde önemli bir yer tutan ve gündelik hayatlarımızda sıklıkla kullandığımız bu çay poşetleri insan hayatı ve yaşamlarını temsil etmektedir. Eserleri çağdaş sanatta çok sık görülen kendini beğenmişliğin aksine bir tevazu ve hatta alçakgönüllülük hissi verir. Ayrıca merak uyandırıcı ve çağrışımcı olduğu kadar ortada kesin bir duyusal unsur da barındırmaktadır. Bu unsur beraberinde bir dizi anıyı canlandıran veya çağıran koku duyusudur.

Bir diğer üretim alanı olan tuval işlerinde ise Armén Rotch, imge üzerinde zamansal boyutun temsiline özgü resimsel süreçleri irdelemektedir. Tuval üzerindeki çizgiler, eğriler, izler ve çiziklerin ardında anılar ve çelişkiler, katiyet ve tereddütlerin sahne aldığı pek çok olası boyut belirmeye başlar. Ayrı ayrı küçük parçaların birleşerek ritmik olmayan bir tereddüt ağına dönüştüğü bu yeni resimsel alan zamanın bilinci yerine algılama, süreç deneyimi yerine derinlik yansıtarak mutasyon geçiren anların ev sahipliğini yapmaktadır. Rotch, işte bu az, öz ve kesin hareketleri kullanarak ve hatta kaçınılmaz şekilde tekrarlayarak zamanı, tesadüfi herhangi bir kronoloji dışında, iç dünyeviliğinin ileriye giden ritmi olarak deneyimler.

Tigran Tsitoghdzyan’ın “Ayna”ları büyük, çarpıcı portreler. İzleyiciyi cepheleşmeye sürükleyecek kadar geniş ve yaşamın tüm renkleri melankolinin yer altı dünyasındaymışçasına esrarengiz bir şekilde silinmiş, sanki bir fotoğrafın negatifi gibi siyah-beyazlar. Sanatçı, “Aynalar” serisinde “öz çekimler” kültürü çağındaki modern bireysellik ruhuna odaklanıyor. Bu bakış açısından, internetin görülme ihtiyacımız ve imajımız üzerindeki kontrolü değiştirdiği açık. Tsitoghdzyan, portrelerine bir fotoğrafla başlıyor – günümüzde bu teknik eskizlerin yerini almış durumda – ve bittiğinde ortaya çıkan portre fotoğrafa benzer ama zarif bir resmin farklılık yaratan dokunuşlarına da sahip bir eser oluyor. Dikkatle inşa edilmiş renk gölgeleriyle alelade bir fotoğrafta eksik olan duygusal inceliği kazanıyor. Tigran’ın portreleri bizleri fotoğrafta çok ender olarak görebileceğimiz kadar üzerinde düşünmeye ve derinden bir tefekküre davet ediyor.

Seri; teknik olarak şeffaf süperpoze el katmanlarının birleşerek suratı örtmesine rağmen gizleyemediği bir kimliği gösteren; günümüzde sosyal medyanın gücünü ve kurallarını kabul ettiğimiz takdirde kimliğimizi gizlemenin imkânsızlaşacağını ve hiçbir filtrenin paylaşımlarımızı kontrol edemeyeceğini anlatan büyük portrelerden oluşuyor.

Sergi kapsamında; geçtiğimiz yıllarda da fantastik, neşeli figürleri ve canlı renkleri ile çok sevilen ve büyük ilgi gören Daron Mouradian, yepyeni eserleriyle yine bizleri hayal dünyasında bir gezintiye çıkarıyor. Sanatçı, mekaniğe duyduğu merakını, yine kendi icat ettiği seyahat araçlarına dönüştürüyor. Fakat gördüğümüz tüm bu araçların en önemli özelliği ise aslında bir yere gitmiyor olmaları çünkü Mouradian, hem hareketle hem de hareketsizlikle ilgileniyor. Tuvaldeki her ayrıntıyı animasyona çevirerek tutku, ironi ve mizah dolu bir illüzyon sunuyor, hayal gücümüze sesleniyor; unutulmuş rüyaların, bilincimizde tekrar ortaya çıkmasını sağlıyor. Kullandığı renkler, masallardaki dönemleri yeniden canlandırırken, yarattığı durumlarla iktidarın saçmalığını ve şiddetin absürtlüğünü sergilediğinde, bizleri bu harikulade masalın içinden çıkan bir şiddet öyküsü ile de baş başa bırakıyor. Eserlerinin gücü, hayal kırıklığına uğramış bilincini, masalsı bir evren içinde sergilediği zarafette yatıyor. Eserleri zarif, eleştirisi ise acı. Sanatçının, bilinçli bir büyücü olmadaki yeteneği kesinlikle fark ediliyor.

Figüratif tarzıyla hemen dikkat çeken Armen Gevorkian, eserlerinde bizleri olağandışı teatral sahnelerinde dolaştırmaya devam ediyor. Kutu gibi stüdyosunda gün ışığından yoksun, dış dünyadan tamamen izole olmuş bir şekilde çalışan Gevorkian, eserlerinde yine dış dünyadan tamamen izole edilmiş gotik karakterlerini bireysel ve toplumsal çelişkiler içinde sürekli mücadele halinde, kimi zaman ise ortak bir çıkar uğruna birlikte hareket edebileceği tekinsiz anların meydanı olarak sunuyor.

Vahram Davtian ise yerçekimi kanunlarını alt üst eden mekânları ve sanki ağırlıksızmış gibi görünen karakterleriyle bizleri, zamanın ve mekânın ötesinde oluşturduğu kendi hayal dünyasına sokuyor. Eserlerinde, fantastik aksesuvarlar ile özenle hazırlanmış görkemli karnaval kostümleri içindeki karakterlerini, zamanın yavaşladığı ve mekânın belirsizleştiği çok katmanlı bir atmosfer içinde bizlere sunuyor. Ancak eski ustaların eserlerinde bulabileceğimiz bu çok katmanlılık, aynı zamanda renklerin derinliği ve en üst düzeyde kademelendirilmesiyle eserlerinin üç boyutluymuş gibi görünmesini sağlıyor.

Serginin son sanatçısı Sedat Girgin, Türk sanatseverlerin son yıllarda takibe aldığı yıldızı yeni parlayan bir isim. Genç yaşına rağmen birçok yayınevi adına 80’i aşkın kitap resimleyen, dergi ve ajanslarda serbest illüstratör olarak çalışan sanatçı, ilk kişisel sergisi “Hayretler Sirki”ni 2013, Galeri 77’de gerçekleşen ikinci kişisel sergisi “Keçilerle Kaçarken”i ise 2017 yılında açtı. Eserlerinde, kendine has bir dünya yaratarak karakterlerini kendine özgü, oynak ve aynı zamanda hafif buruk bir gerçeklik içinde işleyen sanatçı, tarzını biraz sivri ama samimi olarak nitelendiriyor. Girgin, içinden geldiği gibi çizmeye özen gösteren, formlarla oynamayı seven ve çizdiği figürleri alabildiğine deforme ederek bunun duyguyu daha doğrudan anlattığı düşüncesinde olan bir sanatçı. Tıpkı durgun deniz yerine dalgalı denizlerin çok daha sert ve güçlü bir his uyandırması gibi.

İllüstratör Sedat Girgin, edebiyat alanın en prestijli ödüllerinden Hans Christian Andersen Ödülü’ne Türkiye’nin 2018 yılı adayı olarak gösterilmiştir.

GALERİ 77

  • Contemporary İstanbul 2017 Sanat Fuarı
  • Yer → İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonu (LK), Giriş Katı Stand No: A1-125
  • Ziyaret Tarih ve Saatleri → 14-16 Eylül 2017, 11:00-20:00
    17 Eylül 2017, 11:00-19:00

Sanatçılar

Armén Rotch
Tigran Tsitoghdzyan
Daron Mouradian
Armen Gevorkian
Vahram Davtian
Sedat Girgin

Öne Çıkan Eserler